| Anket | | | Tekforuma Hangi Şehirden Katılıyorsunuz? | | İstanbul | | 20% | [ 19 ] | | İzmir | | 8% | [ 8 ] | | Ankara | | 12% | [ 11 ] | | Trabzon | | 3% | [ 3 ] | | Zonguldak | | 11% | [ 10 ] | | Bursa | | 11% | [ 10 ] | | Malatya | | 2% | [ 2 ] | | Kayseri | | 3% | [ 3 ] | | DİĞER (Lütfen Forumda Belirtiniz) | | 31% | [ 29 ] |
| | Toplam Oylar : 95 |
|
| Istatistikler | Toplam 9903 kayıtlı kullanıcımız var Son kaydolan kullanıcımız: EdificeS
Kullanıcılarımız toplam 32601 mesaj attılar bunda 14161 konu
|
| Kimler hatta? | Toplam 2 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 2 Misafir :: 2 Arama motorları
Yok
Sitede bugüne kadar en çok 347 kişi Paz Şub. 20, 2011 9:49 pm tarihinde online oldu.
|
| | | Atasözleri ve Deyimlerin Ortaya Çıkış Hikayeleri | |
| |
| Yazar | Mesaj |
|---|
Prens67 Süper Moderatör


Mesajlar: 3706 Konu Sayısı: 1553 Teşekkür: 1051 Kayıt Tarihi: 13/09/09 Nereden: Zonguldak İş/Hobiler: Okuyorum Lakap: Öğrenci Ruh Hali: Nasıl Olabilirim ki?


 | Konu: Atasözleri ve Deyimlerin Ortaya Çıkış Hikayeleri C.tesi Ara. 12, 2009 4:22 pm | |
| Adam ol baban gibi, eşek olma
Vaktiyle Eğitim Bakanlığı da yapmış olan tarihçi Abdurrahman Şeref Bey, Galatasaray Lisesi’ nde müdür iken , birgün Sultan Abdülhamid’ in hizmetkarlarından bir paşanın oğluna kızar Öğrencilerin arasında çocuğa;
“Adam ol” der, “baban gibi eşek olma!”
Çocuk bunu babasına anlatır
Babası:
“Vay, demek ben bugüne bugün padişahımın mahiyetinde bir paşa olayım da, bana eşek desin Bunu ona soracağım” der
Ertesi gün okula gidip hocayı bularak;
“Beyefendi, sizin bana eşek demeye ne hakkınız var? Ben, padişahın mahiyetinde paşayım” deyince, Abdurrahman Şeref bey;
“Ne münasebet ben sizi tanımıyorum Ne zaman eşek dedim”, diye sorar
Paşa;
“Geçen gün okulda oğluma “adam ol, baban gibi eşek olma” diye bağırmışsınız” der
Bunun üzerine Abdurrahman Bey;
“Doğru, çocuğunuzu payladım Çalışmıyordu Sizi örnek göstererek, “adam ol baban gibi! eşek olma! diye söyledim“ der
Bu cevap üzerine paşa, hem özür diler, hem de teşekkür eder ve oradan ayrılır |
|  | | Prens67 Süper Moderatör


Mesajlar: 3706 Konu Sayısı: 1553 Teşekkür: 1051 Kayıt Tarihi: 13/09/09 Nereden: Zonguldak İş/Hobiler: Okuyorum Lakap: Öğrenci Ruh Hali: Nasıl Olabilirim ki?


 | Konu: Geri: Atasözleri ve Deyimlerin Ortaya Çıkış Hikayeleri C.tesi Ara. 12, 2009 4:22 pm | |
| Kel başa şimşir tarak Şimşir sözcüğü, kılıç anlamına gelir Deyimde kullanılan şimşir sözünün aslı çok sert ve dayanıklı olduğundan, tarak, cetvel vb yapımında kullanılan 'şimşir' ağacından gelmektedir
Eskiden zengin bir aile, kızlarını gelin ediyorlarmış Oğlan evine, adet olduğu üzere, bohça bohça hediyeler gitmiş Kayınvalide, iki görümce ve eltilere, yaş ve aile içindeki durumlarına göre; altın, gümüş kaplamalı, fil dişi ve şimşir taraklar, diğer armağanlarla birlikte verilmiş Küçük elti ağır ve ateşli bir hastalık geçirdiğinden saçları dökülmüş Aile içindekilerden başka kimsenin, kadıncağızın kelliğinden haberi yokmuş
Kendisine verile verile şimşir tarak verilmesi, küçük eltinin çok canını sıkmış Kelliğini unutup, armağanları getiren kadına sızlanmış: "Herkese altın, gümüş tarak, bana da şimşir öyle mi? Yemi gelin, daha bu eve adımını atmadan benimle uğraşmaya başladı" Oğlan anası gelininin bu hareketinden utanmış ve üzüntü duymuş O kızgınlıkla çıkışmış: "Senin ki gibi kel başa, şimşir tarak çok bile" deyivermiş
Bu atasözü, yoksul, ya da durumu kötü bir kişinin, vaziyetine uymayan, pahalı, gereksiz şeyler almaya kalkması gibi durumlarda kullanılır |
|  | | Prens67 Süper Moderatör


Mesajlar: 3706 Konu Sayısı: 1553 Teşekkür: 1051 Kayıt Tarihi: 13/09/09 Nereden: Zonguldak İş/Hobiler: Okuyorum Lakap: Öğrenci Ruh Hali: Nasıl Olabilirim ki?


 | Konu: Geri: Atasözleri ve Deyimlerin Ortaya Çıkış Hikayeleri C.tesi Ara. 12, 2009 4:22 pm | |
| İlk göz ağrısı
Eskiden savaşlar şimdikinden çok olduğu için, Anadolu' nun hemen her köyünden, hemen her hanesinden şu yada bu cephede savaşan bir asker olurmuş
Bu askerlerin geride kalan anaları, kardeşleri, hanımları, nişanlıları, yavukluları olurmuş elbette Bu biçareler, vatanını, milletini, dinini muhafaza için cephe cephe koşan yiğitleriyle elbet gurur duyarlarmış ama ağlamadan, göz yaşı dökmeden de gün geçirmezlermiş
Bazen aşikar, bazen gizli gizli ağlayan genç kız ve gelinlerimizin göz pınarları kuruyup gözleri çapaklanmaya ve ağrımaya başlarmış
Birbirleriyle konuşurken, o zamanın terbiyesi icabı: "Senin yavuklun, senin kocan" diyemezler, utanırlarmış
"Benim göz ağrımdan hiç mektup gelmiyor, seninkinden haber var mı?" diye sorarlarmış
Bu deyim, sevdiklerimiz içinde en birincisi anlamında kullanılır |
|  | | Prens67 Süper Moderatör


Mesajlar: 3706 Konu Sayısı: 1553 Teşekkür: 1051 Kayıt Tarihi: 13/09/09 Nereden: Zonguldak İş/Hobiler: Okuyorum Lakap: Öğrenci Ruh Hali: Nasıl Olabilirim ki?


 | Konu: Geri: Atasözleri ve Deyimlerin Ortaya Çıkış Hikayeleri C.tesi Ara. 12, 2009 4:22 pm | |
| Zurnada peşrev olmaz
Davul ile zurnayı musikiden saymayan ve küçük gören bir sonradan görme İstanbul' lu, Edirne' de bir düğüne davet edilmiş Yemekten sonra açık havada yapılan oyun ve eğlenceler sırasında bu hatırlı davetliye, zurnazen başı yaklaşarak sormuş:
-Çalmamızı arzu ettiğiniz herhangi bir parça var mı? Ukala adam, dudak bükmüş:
-Ayol, kala kala zurnaya mı kaldık Bunun peşrevi olmaz Ne nota bilirsiniz ki siz, ne de beste Sizin çaldıklarınızı ben dinleyemem İyisi mi, kendiniz çalın oynayın
Zurnazen, bu hakaretleri pek içerlemiş "Görürsün sen efendi" diyerek, en kabiliyetli yamaklarını etrafına toplayıp başlamış çalmaya O çalar, etrafındakiler söylermiş Ne Itri' si kalmış çalmadık, ne Dede Efendi' si Sonradan görme bey, ağzı bir karış açık onları uzun uzun dinlemiş Adamlar, bir besteden bir besteye, bir makamdan bir makama geçtikçe, o da renkten renge geçmiş
Bu deyim, hikayedeki anlamının dışında, "insanın kaderini zorlamamasını, ne çıkarsa bahtına razı olması gerektiğini anlatmak için kullanılır |
|  | | Prens67 Süper Moderatör


Mesajlar: 3706 Konu Sayısı: 1553 Teşekkür: 1051 Kayıt Tarihi: 13/09/09 Nereden: Zonguldak İş/Hobiler: Okuyorum Lakap: Öğrenci Ruh Hali: Nasıl Olabilirim ki?


 | Konu: Geri: Atasözleri ve Deyimlerin Ortaya Çıkış Hikayeleri C.tesi Ara. 12, 2009 4:22 pm | |
| Buyrun cenaze namazına
IV Murad zamanında tütün,içki ,keyif verici madde yasağı koyarve yasağa uymayanları şiddetle cezalandırır bugünkü üsküdar civarında bir kahvehanede tütün vs içildiğini istihbarat alır derviş kılığında tebdili kıyafet buraya gider selam verirotururkahveci yanına gelip, -baba erenler kahve içermi? diye sorar -padişah evet -kahveci:tütün içermisinder -padişah:hayırder
kahveci işkillenirtütün içimiyorda ne işi var burdazaten padişahın tebdili kıyafet dolaştığı haberleri vareli titreye titreye kahveyi götürür
-kahveci:baba erenler ismini bağışlarmı? -padiaşha:Murad -kahveci: Peki isimde sultanda varmı? -padişah:elbette var
deyince kahvecinin bet beniz atarzangır zangır titrerve
-kahveci:öyleyse buyrun cenaze namazına derolduğu yere yığılır IV Murad bu lafa çok güler ve kahveciyi bir degalığına affeder |
|  | | Prens67 Süper Moderatör


Mesajlar: 3706 Konu Sayısı: 1553 Teşekkür: 1051 Kayıt Tarihi: 13/09/09 Nereden: Zonguldak İş/Hobiler: Okuyorum Lakap: Öğrenci Ruh Hali: Nasıl Olabilirim ki?


 | Konu: Geri: Atasözleri ve Deyimlerin Ortaya Çıkış Hikayeleri C.tesi Ara. 12, 2009 4:22 pm | |
| Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak
Dimyat Mısır'da, Süveyş Kanalı ağzında ve Portsait yakınlarında bir iskeledir Eskiden Mısır'ın meşhur pirinçleri, ince hasırdan örülmüş torbalar içinde buradan Türkiye gelirdi
Dimyat'a pirinç almak için giden bir Türk tüccarının bindiği gemi Akdenizde Arap Korsanları tarafından soyulmuş ve adamcağızın kemerindeki bütün altınlarını almışlar
Binbir müşkilat içinde Türkiye'ye dönen pirinç tüccarı o yıl iflas etmek durumuna düşmüş İstanbul'dan kalkmış, memleketi olan Karaman'a gitmiş O sene tarlasından kalkan buğdayları da bulgur tüccarlarına sattığından, kendi ev halkı kışın bulgursuz kalmışlar "Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak" sözünün aslı buradan kalmıştır |
|  | | Prens67 Süper Moderatör


Mesajlar: 3706 Konu Sayısı: 1553 Teşekkür: 1051 Kayıt Tarihi: 13/09/09 Nereden: Zonguldak İş/Hobiler: Okuyorum Lakap: Öğrenci Ruh Hali: Nasıl Olabilirim ki?


 | Konu: Geri: Atasözleri ve Deyimlerin Ortaya Çıkış Hikayeleri C.tesi Ara. 12, 2009 4:23 pm | |
| Atı alan üsküdarı geçti
Zamanında Bolu beyine baş kaldıran Köroğlu'nun dillerde yağız mı yağız atı çalınırbütün civarı arar tarar yokbir kimse birde İstanbul'daki pazarları dolaş derİstanbulda pazarları dolaşırken atına rastlar pazar sahibine şu ata bir bineyim hele derpazarcıda buyur der eski sahibinin kokusunu alan at şahlanıp,dört nala ordan uzaklaşır dövünen pazarcıya ihtiyarın biri gelip , ah evlat! atı alan Üsküdarı geçtio Köroğluydu ,atın gerçek sahibi |
|  | | Prens67 Süper Moderatör


Mesajlar: 3706 Konu Sayısı: 1553 Teşekkür: 1051 Kayıt Tarihi: 13/09/09 Nereden: Zonguldak İş/Hobiler: Okuyorum Lakap: Öğrenci Ruh Hali: Nasıl Olabilirim ki?


 | Konu: Geri: Atasözleri ve Deyimlerin Ortaya Çıkış Hikayeleri C.tesi Ara. 12, 2009 4:23 pm | |
| Bu boru değil?
Eskiden askeri okullarda nerdeyse bütün işler borunun verdiği sese göre yapılırÖğrenciler bu boru sesine göre hareket ederlermiş Kalk borusu,yat borusu ,karavana,paydos,derse gir,dersten çık ,istirahat vs, bir çok boru sesi
Hikayenin geçtiği askeri lisede o gün ,sınıf kıdemlisi öğrenci, sınıfa dalar -Çocuklar size havadisim var! Duydunuzmu? diyerek bağırır Diğer öğrenciler de –Duymadık !Ne ise borusu çalar biz de duyarız demişler
Kıdemli öğerenci de -Çocuklar! bu boru değil Yarın yeni padişah tahta çıkıyorŞenlikler var Sınıf komutanın özel emri var Bütün dersler paydos demiş
Diğer öğrencilerde çok sevinirler bu işe
O günden sonra o okul ve diğer okullarda öğrenciler aralarında konuşmaya başlamadan önce, -Dinle ! Bu boru değil Anlatacaklarım çok önemli diyerek lafa başlarlarmış |
|  | | Prens67 Süper Moderatör


Mesajlar: 3706 Konu Sayısı: 1553 Teşekkür: 1051 Kayıt Tarihi: 13/09/09 Nereden: Zonguldak İş/Hobiler: Okuyorum Lakap: Öğrenci Ruh Hali: Nasıl Olabilirim ki?


 | Konu: Geri: Atasözleri ve Deyimlerin Ortaya Çıkış Hikayeleri C.tesi Ara. 12, 2009 4:23 pm | |
| Yanlış hesap, Bağdattan döner
İstanbul kapalı çarşıya kervanlar gelirTüccarların siparişleri kumaş,kürk,baharat neyse dağıtılırDaha sonra tüccarlardan paraları tahsil edilirmiş Yine bir alış veriş sonrasında, tüccarın biri hesap yaparken dört işlem hilleri ile kervancıyı 400-500 altın içerde bırakır Hesaptaki yanlışlığı anlayamayan kervancı Bağdat –Hicaz ve Mısıra seferine çıkar
Tüccarda, şimdi bu Mısırdan altı-yedi ayda zor dönerbende bu parayı işletirim diye düşünür
Kervancı yol uzun ,zaman bol bütün hesapları tekrar tekrar inceler Tüccarın yaptığı hileyi anlarKervan Bağdat’a girmek üzereyken,kervanı oğlu vv güvendiği bir kişiye emnet eder, -Siz beni Bağdatta bekleyin der İyi bir Arap atı alıp dört nala İstanbula dönmeye başlar
Yolda, bu adam bu parayı hemen öyle vermez diye düşünüp bir plan kurarİstanbuldaki dostlarında plan için yardım ister
Ertesi gün tüccarın dükkanına iki kadın gelir Tüccara , -Sorup soruşturduk bu civarda en dürüst ,en güvenilir kişi sizmişsinizBiz Hicaza gideceğizSize bu iki çantayı emanet etmek istiyoruzderler
Çantaları açıp tüccara gösterirlerÇantaların için incialtın,pırlanta envayi çeşit müccevher
-Olurda gelemezsek bunlar size helali hoş olsunbize bir dua okutur,belki bir hayrat yaptırırsınderler
Bunları duyan tüccar sevinçten uçarKadınları hürmet ,ziyafet Bu sırada kervancı içeri girer, Bunu gören tüccar ,daha kervancı lafa başlamadan , -Yahu hoşgeldinbizim hesapta bir yanlışlık olmuş paralarını ayırdımÇocuklarada tenbihledim,eğer ölürsem kervancının parasının mutlaka verinBen kul hakkı yemem kardeşim der
Parayı hemen verir Bu sırada kadınlar, –Biz bu sene gitmekten vazgeçtik Kısmetse seneye !deyip dükkan çıkarlar
Oyuna geldiğini anlayan tüccar ,kervancıının peşinden koşup , -hani sen Mısır'a gidecektin yaktın beni! diye bağırır Atına binen kervancı, -yanlış hesap adamı Bağdattan döndürür der ve yoluna gider |
|  | | Prens67 Süper Moderatör


Mesajlar: 3706 Konu Sayısı: 1553 Teşekkür: 1051 Kayıt Tarihi: 13/09/09 Nereden: Zonguldak İş/Hobiler: Okuyorum Lakap: Öğrenci Ruh Hali: Nasıl Olabilirim ki?


 | Konu: Geri: Atasözleri ve Deyimlerin Ortaya Çıkış Hikayeleri C.tesi Ara. 12, 2009 4:24 pm | |
| Çıkar ağzındaki baklayı
“Zamanında çok küfürbaz bir adam yaşarmış Sonunda kendine yakıştırılan küfürbazlık ününe dayanamaz duruma gelmiş Soluğu bir bilgenin yanında almış, ondan akıl danışmış
‘Her kızdığım konu karşısında küfretmek huyumdan kurtulmak istiyorum’ demiş Adamın içtenliğini görünce bilge ona yardımcı olmaya karar vermiş Bakkaldan bir avuç bakla tanesi getirtmiş ve bunları ‘küfürbazlık’tan kurtulmak isteyen adamın avucunun içine koydu
‘Şimdi bu bakla tanelerini al, birini dilinin altına, ötekilerini cebine koy’ demiş ‘Konuşmak istediğin zaman bakla diline takılacak, sen de küfürden kurtulma isteğini anımsayıp o anda söyleyeceğin küfürden vazgeçeceksin Bakla ağzında ıslanıp da erimeye başlayacak olursa cebinden yeni bir bakla çıkakrırsın, dilinin altına onu yerleştirirsin’
“Adamcağız bilgenin dediğini yapmış Bu ara da bilgenin yanından da ayrılmamaya çalışıyormuş Yağmurlu bir günde birlikte bir sokaktan geçerlerken bir evin penceresi hızla açılmış ve genç bir kız başını uzatmış, seslenmiş:
‘Bilge efendi, biraz durur musun?’ demiş ve pencereyi kapatmış Bilge söyleneni yapmış ama sicim gibi yağan yağmur altında iliklerine değin ıslanmış Sığınacak bir saçak altı da yoktur Üstelik niçin durdurulduğunu henüz bilmemektedir ve kız da pencereden kaybolmuştur Bir ara evin kapısına varıp kızın ne istediğini sormak geçmiş içinden fakat tam kapıya yöneleceği sırada kız tekrar pencerede görünmüş ve aynı isteğini yinelemiş:
‘Bilge efendi, lütfen birkaç dakika daha bekler misiniz’
“Bilge içinden öfkelenmiş ama kızın isteğini de yerine getirmiş Fakat yanındaki ‘eski’ küfürbaz adam, kendini zor tutuyormuş Bu arada yağmurun şiddeti gittikçe artıyor, bilge de, adam da, vıcık vıcık ıslanıyorlarmış
Bir süre sonra pencere açılmış ve kız yine seslenmiş
‘Gidebilirsiniz artık!’ demiş
Bilge bu durumu çok merak etmiş ve sormuş:
‘İyi de evladım bir şey yoksa bu yağmurun altında bizi niçin beklettin?’
“Penceredeki kız, bu soruyu pek umursamamış:
‘Efendim, sizi elbette bir nedeni olmadan bekletmiş değilim’ demiş ve bekletme nedenini şöyle açıklamış:
‘Tavuklarımızı kuluçkaya yatırıyorduk Yumurtaları tavuğun altına koyarken bir kavuklunun tepesine bakılırsa piliçler de tepeli olur, horoz çıkarmış Annem sizi sokaktan geçerken görünce hemen yumurtaları kuluçkaya koydu ve yumurtaları tavuğun altına yerleştirene değin sizin pencerenin önünden ayrılmamanızı istedi’
“Saygısızlığın böylesi karşısında bilgenin de tepesinin tası atmış Yanındaki ‘eski’ küfürbaza dönmüş ve şöyle demiş:
‘Hak ettiler bu ana kız’ demiş ‘Çıkar ağzından baklayı!’" |
|  | | | | Atasözleri ve Deyimlerin Ortaya Çıkış Hikayeleri | |
|
| | Bu forumun müsaadesi var: | Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
| |
| |
| |